Ramazân-ı Şerîf ve Oruç

ORUÇ

Oruç, ibadet niyetiyle imsaktan güneş batıncaya kadar hiç bir şey yememek, içmemek ve cinsî münâsebette bulunmamaktır.

ORUCUN FARZLARI

  1. Niyet etmek
  2. Niyette orucun ilk ve son vaktini bilmek,
  3. İmsaktan itibaren güneş batıncaya kadar, orucu bozan şeylerden kendini tutmaktır.

Oruca başlama zamanına “imsak”, orucu açmaya da “iftâr” denir.

 

 

ORUCUN KISIMLARI

 

 

 


 

1- FARZ

 

 


 

Ramazan orucunun edâ ve kazâsı ve keffâret orucu.

 

 

 


 

2- VÂCİP

 

 


 

Bozulan nâfile orucun kazâsı ve adak orucu.

 

 

 


 

3- SÜNNET

 

 


 

Muharrem ayının 9’uncu günüyle beraber Âşûrâ günü yani 10’ncu günü tutulan oruçtur.

 

 

 


 

4- MENDÛP

 

 


 

Her aydan tutulan 3 gün oruç. O üç günün “eyyâm-ı biyz” yani kamerî ayın 13, 14, 15’inci günleri olması da mendûptur.

 

 

 


 

5- NÂFİLE

 

 


 

Bu oruçlardan başka mekrûh olmayan oruçlar nâfiledir.

 

 

 


 

6- MEKRÛH

 

 


 

Yalnız Âşûrâ gününde tutulan oruçtur. Ramazan bayramının birinci, kurban bayramının 1, 2, 3 ve 4’üncü günleri oruç tutmak tahrîmen mekruhtur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ORUÇ AYRICA İKİ KISIMDIR

 

 

 


 

1- GECEDEN NİYET İCAP EDEN ORUÇLAR

 

 


 

Ramazanın kazâsı, nâfileden bozulan ve gününe gün tutulan oruç, keffâret oruçları, zamanı belli olmayan nezir oruçları. Bunlarda mutlaka geceden niyet şarttır.

 

 

 


 

2- GECEDEN NİYET İCAP ETMEYEN ORUÇLAR

 

 


 

Ramazan ayında tutulan oruç, zamanı muayyen olan nezir orucu ve nâfile oruçlar. Bunlara geceden niyet şart değildir. Gece niyet edilebildiği gibi, gündüzün kaba kuşluğa kadar da niyet edilebilir. Ramazan günlerinde ister mutlak oruca
niyet edilsin, isterse nâfileye veya başka bir vâcibe niyet edilsin, oruç ramazan orucu olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ORUCU BOZUP DA SADECE KAZÂ İCABETTİREN ŞEYLER

 

 


 

1- Oruç hatırında iken boğazına birşey kaçmak,

2- Ağzına aldığı veya burnuna çektiği su hata ile boğazına kaçmak,

3- Ramazan orucuna niyet etmeyerek orucu yemek,

4-Unutarak yedikten sonra, orucu bozulmadığı halde bozulduğunu zannederek bilerek yemek ve içmek,

5- Ağzına giren kar veya yağmur suyunu istemeyerek yutmak,

6- İğne vurdurmak,

7- Burnuna ilaç çekmek,

8- Kulağına yağ akıtmak,

9- İmsak vaktinin girmediğini sanarak sahur yemek,

10- Güneş battığı zannı ile iftâr etmek,

11- Kusmuğunu ağzından çıkarmayıp yutmak,

12- Eşinden veya sevdiğinden başkasının tükrüğünü yutmak,

13- Kendi tükrüğünü dışarı çıkarıp sonra yutmak,

14- Su veya yağ ile ıslanmış parmağını ayıp yerlerine sokmak,

15- Dişi kanayıp kanı, tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile müsâvî olduğu halde yutmak,

16- Buhur yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ORUCU BOZUP KAZÂ VE KEFFÂRET İCABETTİREN ŞEYLER

 

 


 

1- Bilerek yemek-içmek

2- Bilerek cinsî münâsebette bulunmak,

3- Bilerek sigara içmek,

4- Gıybet ettikten sonra, orucunun bozulduğunu zannedip bilerek orucu bozmak,

5- Eşinin veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü yutmak,

Yukarıda sayılanlardan birini yapan kimse bozduğu orucu kazâ eder ve keffâret olarak da ara vermeden iki ay oruç tutar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ORUÇLUYA MEKRUH OLAN ŞEYLER

 

 


 

1- Zarûretsiz bir şey tatmak,

2- Zarûretsiz bir şey çiğnemek,

3- Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı çiğnemek,

4- Öpmek,

5- Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması,

6- Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak,

7- Kan aldırmak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER

 

 


 

1- Unutarak yemek, içmek ve cinsî münâsebette bulunmak,

2- Sırf bakmak veya düşünmekle meni gelmesi,

3- Uyurken ihtilâm olmak,

4- Meni gelmeksizin öpmek,

5- Hacâmat olmak,

6- Ağza gelen balgamı yutmak,

7- Burnuna inen akıntıyı yutmak,

8- Kulağına su kaçmak,

9- Dişleri arasında kalan nohuttan küçük bir şeyi yemek,

10- Elinde olmayarak (çok dahi olsa) kusmak,

11- Sürme çekmek,

12- Gıybet etmek,

13- Göze ilaç damlatmak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 


 

 

 


 

TERÂVİH NAMAZI

 

 


 

Terâvih namazı ramazan ayının sünnetidir. Kadın ve erkeğe sünnet-i müekkede olup yirmi rek’attir. Cemaatle kılmak sünnettir. Tek başına da kılınabilir.

Yatsı namazından sonra, vitir namazından evvel kılınır. İki veya dört rek’atte bir selâm verilir. Her selâmdan sonra biraz oturmak sünnettir.

Bu esnada salevât-ı şerîfe, salât-ı ümmiye (“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n-Nebiyyi’lümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”) , âyet veya duâlar okunur. Ayağa kalkarken “ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve
alâ âli seyyidinâ Muhammed” okunur.

Terâvih namazı kıldıran imam cemâatte Şâfiî mezhebinden olan varsa iki rek’atte bir selâm verir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 


 

 

 


 

İTİKÂF

 

 


 

Îtikâf, cemâatle namaz kılınan bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde îtikâf niyetiyle bir müddet kalmaktan ibârettir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

İTİKÂFIN KISIMLARI

 

 

 


 

1- VACİP

 

 


 

Adanan îtikâf, vâciptir.

 

 

 


 

2- SÜNNET-İ MÜEKKEDE

 

 


 

Ramazân-ı Şerîf’in son on gününde yapılan bir îtikâf, kifâyet yoluyla sünnet-i müekkededir.

 

 

 


 

3- MÜSTEHAB

 

 


 

Başka zamanda ibâdet ve tâat maksadıyla bir mescitte bir müddet yapılan îtikâf da müstehabdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

İFİKÂFIN ŞARTLARI

 

 


 

Îtikâfa girecek kimse; Müslüman ve akıllı olmalı, cünüp, hayız ve nifas olmamalı, îtikâfa niyet etmiş olmalıdır. Îtikâf, bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde yapılmalıdır. Vâcip olan bir îtikâfta oruçlu bulunmalıdır.

Kadınlar için kendi evlerinde mescit olarak kullandıkları yerler, birer mescit hükmündedir.

Îtikâflının mescitten özrü olmadan çıkması veya hanımı ile münâsebette bulunması îtikâfını bozar. Îtikâflının dînî, beşerî veya zarûrî bir ihtiyaçtan dolayı mescitten dışarı çıkması îtikâfı bozmaz. Cuma namazını kılmak için en yakın
bir câmiye gitmesi gibi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 


 

 

 


 

SADAKA-İ FITIR

 

 


 

Ramazan ayında verilmesi vâcip olan bir sadakadır. Nisâba mâlik olan her Müslümana vâciptir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

FITIR SADAKASININ VÂCİP OLMASININ ŞARTLARI

 

 


 

Müslüman olmak, hür olmak ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâb miktarı mala sahip bulunmaktır. Zekâtta oldu ğu gibi bu malın nâmî (çoğalıp üreyici) olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir.

 

 


 

Zekâtın verildiği yerlere sadaka-i fıtır da verilebilir.

 

 


 

Vâcip olmasının vakti, ramazan bayramı günü tanyerinin ağarmasıyla, bayram namazından çıkma zamanına kadardır. Vaktinden evvel verilmesi de câizdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 


 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 


 

 

 


 

ZEKÂT

 

 


 

Zekât senelik mâlî bir ibâdettir. Cenâb-ı Hakk’ın rı-zası için, zengin Müslümanların her sene mallarından kırkta birini; Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen sekiz sınıftan birine tamamen vermelerinden ibârettir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ZEKÂTIN FARZ OLMASININ ŞARTI

 

 


 

Bâliğ (ergen), akıllı, hür olan ve borcu bulunmayan müslümanın, aslî ihtiyâcından fazla olarak üzerinden bir yıl geçen nisab miktarı mala sahip olmasıdır. Nisab miktarı malda, ayrıca nemâ (üreme, çoğalma) da şarttır. Altın ve gümüş,
çoğalmasa da, nisab miktarı olunca zekâtları verilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

NİSAB

 

 


 

Zekâtın vâcip olması için dinin koyduğu bir ölçüdür. Kişinin aslî ihtiyacından ve borcundan başka 20 miskâl (80.18 gram) altın veya bunun değerinde para ve ticaret malına sahip olmasıdır. Aslî ihtiyaç, ev ve ev için lüzumlu eşya,
elbiseler, âletler, kitaplar, binek (at veya araba) ve erzaktır. Paranın her 40 liradan bir lirası zekât olarak verilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

Canlı hayvanların zekâtı:

 

 


 

Koyunda; kırkta bir, devede; beş devede bir koyun, sığırda; otuzda bir danadır.

Madenler de zekâta tâbîdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 


 

ZEKÂTIN VERİLECEĞİ YERLER

 

 


 

Tevbe sûresinin 60. Âyetinde açıklanmıştır.

 

 

 



 

 

 

 

 


 

1. (Nisâba sâhip olmayan) Fakirler,

2. (Hiç birşeyi bulunmayan) Miskinler,

3. Zekât toplama me’mûrları,

4. Müellefe-i kulûb,

5. Kölelikten kurtulacak kimseler,

6. (Borcunun karşılığı malı olmayan) Borçlular,

7. (Fi sebîlillâh) Allâh yolundakiler,

8. (Harçlıksız) Yolda kalmışlar.

 

 


 

Zekât bu sekiz yerden herhangi birine verilebilir. Ancak verilmesi en fazîletli yer, hiçbir şeyi olmayan miskinler ve Allâh yolundakilerdir.